e-bülten üyeliği

Üyelik Tercihiniz (Birden Fazla Tercih Yapabilirsiniz)*


Loading

DÜNYA OTOMOTİV PAZARI HAKKINDA

Mart 2, 2021
Gorsel-Template-35-1200x675.jpg

Geride kalan sene bir çok sektörde ve hayatın bir çok boyutunda ciddi değişimler ve sarsıntıları da beraberinde getirmişti. Otomotiv ve kompozit sektörleri de bu değişimin dışında kalmadı ve tesirini daha uzun yıllar hissedeceğimiz COVID-19’dan ciddi bir biçimde etkilendi. Ancak, otomotiv sektöründe öngörülen toparlanma ışığında kompozit üreticileri için iyi haberler de yakında görünüyor. Tüm dünyada düzenleyici çerçevedeki değişimler ve elektrikli araçların yaygınlaşması da kompozit ve hafif malzemelerin otomotiv sektöründeki kullanımını artıracak gibi görünüyor.

COVID-19’la bağlantılı tesis kapanmaları 2020’de hafif araçlara olan talebi ciddi biçimde düşürdü. Üretim zincirinin parçalarının yılın ilk döneminde durma noktasına gelmesi malzeme talebini bir anda durdururken pandeminin bir yandan da dünyanın dört bir yanında yolcu taşımaya yönelik hafif araçlara yönelik talebi azalttığı açık. Her ne kadar üretim yaz aylarında yeniden başlasa ve talep de beklenenden hızlı bir toparlanma yaşasa da 2020’de global üretim rakamları önceki yıla kıyasla %20 gerilemiş oldu. Otomotiv uygulamalarında kullanım için satılan kompozit malzeme hacmi kıyas kabul etmez bir gerilemeyle yaklaşık 3,5 milyar libre düzeyine düştü.

Hafif araç üretimindeki toparlanmanınsa ancak tedrici olması ve bölgeden bölgeye önemli farklılıklar göstermesi öngörülüyor. Koronavirüs’ün etkilerinin ilk görüldüğü yer ve gelişmekte olan büyük bir pazar olan Çin’in 2017’deki rakamlara ancak 2022’de ulaşması bekleniyor. Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika gibi halihazırda oturmuş piyasalarda ise araçlara olan talep pandemiden önce de yavaşlamaktaydı. Dolayısıyla buralarda 2017 rakamlarına 2025’e kadar dönülemeyeceği düşünülüyor. Pazardaki trende bağlı olarak talebi artıp azalan otomotiv emtialarının tedarikçileri açısından toparlanma süreci uzun ve yavaş bir süreç olacaktır.

Neyse ki bir çok kompozit malzeme emtia niteliğinde değildir ve maliyet, ağırlık ve performans açısından rakip malzemelere kıyasla sundukları değerden dolayı pazar payları artmaktadır. Hafif malzemelere olan talep karbon emisyonlarına ilişkin yasal düzenlemeler ve yakıt ekonomisi sağlama arzusundan dolayı pazardaki genel büyüme hızının üzerinde bir hızla artmaktadır. Avrupa’da karbondioksit emisyonu limitleri 2021-2030 döneminde %60’tan fazla bir oranla aşağı çekilecektir.

Amerika Birleşik Devletleri de Obama döneminde yakıt ekonomisi konusunda uygulamaya konulan ancak sonrasında askıya alınan standartlara tekrar bir göz atacaktır, ki bu da 2020-2025 döneminde araç filolarının yakıt ekonomisinde %23’lük bir gelişme kaydedilmesinin zorunlu tutulması demektir. Kompozitler gibi hafif malzemelerin kullanımı bir yandan tüketiciler açısından ürünlerin cazibesini korurken bir yandan da yasal düzenlemelerle getirilen şartları sağlamada orijinal ekipman üreticilerine yardımcı olabilir. Geçmişte uygulamaya konulan yakıt verimliliği düzenlemeleri 2008-2018 döneminde her yıl kompozitlerin araç kütlesindeki payının %2 artmasını sağlamıştı. Bu trend mevcut düzenleyici ortam ışığında muhtemelen devam edecektir.

Şekil 1: Hafif Araç Üretimi ve Otomotiv Sektöründeki Kompozit Malzemelere Bakış ve Karşılaştırmalı Performans Rakamları

Image

Ancak üreticilerin ciddi yakıt ekonomisi koşullarını sağlaması için hafif malzemeler tek başlarına yeterli değildir. Bunun sonucu olarak da otomobil üreticileri önümüzdeki yıllarda bir dizi elektrikli araç modelini piyasaya sürmeyi planlamaktadır. Bu çerçevede içten yanmalı motorların yanı sıra hibrit, aküye dayalı elektrikli ve yakıt hücreli araçların sayısında kayda değer artışlar görülecektir.

Elektrikli araçların sayısındaki artış, kompozitlerin akü kapları, hidrojen yakıt tankları ve hafiflik ve korozyona dayanıklılık niteliklerinin önemli olduğu diğer bileşenlerde kullanımı için fırsatları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca bu yeni araçlar tasarlanırken parçaların konsolidasyonuna yönelik fırsatlar da değerlendirilebilir. Bu etkenler önümüzdeki on yıllık dönemde kompozitlerin araçların kütlesindeki payının daha da artmasını sağlayabilir ve 2023’e gelindiğinde otomotiv sektöründeki kompozitlerin toplam satış hacmini 2017’deki rakamların üzerine taşıyabilir.

Kompozit sektörünün büyüme potansiyeli araç üretimi ve otomotiv sektöründeki kompozitlerin hacmini 2017 yılını baz alan ve 2025’e kadar öngörülen talebi gösteren şekilde daha net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. (Bkz. Şekil 1.) Kompozitlerin geçen on yıllık dönemde olduğu gibi her yıl pazarın büyümesinin %2 üzerinde bir büyüme hızı yakalaması durumunda, otomotiv sektöründeki kompozitlerin hacmi 2023’e gelindiğinde taban alınan rakamların üzerine çıkacaktır. Üstelik dünya genelinde otomotiv üretiminin 2017 düzeyine ancak 2025’te ulaşabileceğinin öngörülmesine rağmen.

2020 otomotiv sektörü ve kompozit üreticileri açısından zor bir yıl olsa da, otomotiv alanında kompozitlerin uzun vadede geleceği parlaktır. Sektör, maliyet, ağırlık ve performans açısından sunduğu ek değer sayesinde yakında 2017’de ulaşılan zirve noktasının da üzerine çıkacaktır.

Not: Bu yazı Composites Manufacturing Dergisinin Winter 2021 sayısından Türkçe’ye çevrilmiş ve Industrial Market Insight Başkanı, Mr. Marc Benevento tarafından hazırlanmıştır.

E-Bülten - Dergi Üyeliği

X