e-bülten üyeliği

Üyelik Tercihiniz (Birden Fazla Tercih Yapabilirsiniz)*


Loading

ABD İNŞAAT / ALTYAPI PAZARI HAKKINDA

Mart 8, 2021
Gorsel-Template-35-1200x675.jpg

Çoğu inşaat firması 2020’nin sona ermesini sevinçle karşılıyor. Bir yandan da 2021’in fırsatlar mı, yoksa devam eden zorluklar mı getireceği konusunda belirsizlikler devam ediyor.

İlk bakışta inşaat sektörünün 2020’yi nispeten iyi bir şekilde atlattığı söylenebilir. 1 Aralık 2020 tarihli İstatistik Ofisi raporuna göre, mevsimsellikten arındırılmış rakamlar üzerinden değerlendirildiğinde, tamamlanan inşaatların değeri Ekim ve Şubat aylarında neredeyse aynı düzeydeydi. Ancak bu görünüşün altında bazı farklılıklar da kendilerini hissettiriyor. Gerek müstakil gerekse daha büyük konut inşaatları ve ev sahibinin kendi evinde yaptığı tadilat ve geliştirme faaliyetlerine ayrılan konut yapım harcamalarında %7’lik bir artış görülürken, özel sektöre ait konut-dışı yapılara yönelik harcamalar %6, kamuya ait mevcut projelere yönelik harcamalar da %2 geriledi.

Pandemiden çok önce başlamış olan kamu projeleri tamamlandıkça 2021’de kamu harcamalarının daha da düşmesi bekleniyor. Özel sektörün konut dışı yapılara yönelik inşaat harcamalarının da en azından yılın ilk yarısında daha da gerilemesi öngörülüyor.

Tüm yapı maliklerinin gelirlerinde yaşadıkları düşüşler inşaata ayırabilecekleri bütçe ve finansmanı ve diğer olanakları sınırlamaktadır. Genişletme ve modernizasyon planları yapan işletmeler, gelir getirecek binalara yatırım yapan gruplar ve bu tür yapıların geliştiricileri, üniversiteler ve kar amacı gütmeyen diğer kuruluşlar, devlet ve yerel yönetimler bu tür aktörler arasında sayılabilir. Yapı maliklerinin bazıları faaliyetlerini tümüyle durdurmak durumunda kalırken bir çoğu da planladıkları genişletme projelerine olan talebin kaybolduğunu, veya en iyi ihtimalle belirsizleştiğini görecek ve 2021’de inşaata başlamaya çekinecektir.

Kısa vadede konut dışında yalnızca az sayıda niş projeye talebin net olduğu söyleyebilir. Bunlar arasında mevcut yapılarda koronavirüsün gerektirdiği değişiklikleri yapmaya yönelik projeler ya da yeni bir kullanıcı veya kiracının yapıyı devralmasıyla bağlantılı renovasyonlar sayılabilir. Konut müşterilerine yakın dağıtım tesislerinden oluşan “son halka” niteliğindeki yapılara olan talep de, tıpkı veri merkezlerine olan talep gibi güçlü seyredecektir. Hastaneler dışında tıbbi hizmetler, izleme ve test işlemleri için daha fazla tesis ve bakımevi yapımı da ihtiyaçlar arasındadır. Bazı üreticiler de belirli ürünlere olan talepteki artışı karşılayabilmek için ek kapasite temin etmek isteyebileceklerdir. Bir yandan da kısmen yeni inşaata açılan alanlarda gerçekleştirilen konut yapımındaki artış da bunlarla bağlantılı altyapı unsurlarında, perakende ve tüketici hizmetleri yapılarında ve yerelde hizmet veren kamu kurumlarının tesislerinde de belirli bir ivmeyi gerektirecektir.

Ancak bir yandan da devletin ve yerel yönetimlerin bütçelerini dengeli tutabilme çabaları altyapı ve yeni kamu binaları inşaatına ayırdıkları kaynakları sınırlayacaktır. Zira vergi ve kamu hizmetlerinin kullanımı kapsamında uygulanan harç tahsilatlarındaki düşüşler ve pandemiyle ilgili olarak bütçede öngörülmemiş harcamalar ciddi sorunlar yaratabilecektir. Devletin genel anlamda yerel yönetimlerin, özellikle de yol, taşımacılık ve havaalanı işletmelerinin maruz kalabildiği ciddi gelir kayıplarını tazmin etmek ve altyapı çalışmaları için ciddi kaynak ayırmak gibi tedbirlere başvurması durumunda 2021’in getireceği tablo biraz daha parlak olabilir. Ancak kurumlara kaynakların aktarım sürecinin uzun sürmesi, ihalelerde tasarım, teklif ve değerlendirme süreçlerinin zaman alması, ihaleyi alan yüklenicinin ekipman, malzeme ve işçi tedarik ve uygulama çalışmalarının uzun vadeye yayılacak olması bu konulardaki harcamaların büyük ölçüde 2021’den sonraya kalması anlamına gelecektir.

Okul inşaatı ise bu bağlamda kısmen istisna olarak görülebilir. Bunlara yönelik kaynaklar genellikle emlak vergisinden sağlandığı için, ve emlak vergileri de katma değer vergileri ya da gelir vergileri gibi, ya da yol kullanım ücretlerinden elde edilen gelirler gibi düşmediği için bu alandaki finansmanda sıkıntı yaşanması öngörülmemektedir. Yolcu ya da araç sayısındaki değişimlerin aksine, virüs tehlikesinin geçmesi sonrasında okullara güvenle dönebilecek öğrenci sayısında bir düşüş görülmemiştir. Başka yere taşınan aile sayısı arttıkça yeni ya da en azından onarım veya genişletmeden geçmiş okullara olan talep de artacaktır.

Pandemi bir yandan da zaten zor bulunan yerinde üretim yapabilecek kalifiye işgücünü temin süreçlerinde yeni güçlükler doğurmuştur. Kompozit malzeme ve ürünlerin yerinde üretimin yerini alabilecek ya da daha küçük veyahut daha az kalifiye ekiplerce daha hızlı montajı mümkün kılabilecek alternatifler sunabildiği ölçüde, ürünler daha pahalı bile olsa kompozitlere olan talepte bir artış görülecektir.

Dolayısıyla 2021’in müteahhitler ve yapı sektörü için zorlu bir yıl olması muhtemeldir. Yine de yapı sektörüne giriş yapmak isteyen kompozit üreticileri için bir dönüm noktası olabilmesi de muhtemeldir.

Not:  Bu yazı Composites Manufacturing Dergisinin Winter 2021 sayısından Türkçe’ye çevrilmiş ve Associated General Contractors of America Baş Ekonomisti Mr. Ken Simonson tarafından hazırlanmıştır.

E-Bülten - Dergi Üyeliği

X