e-bülten

e-bülten üyeliği

 

Loading

2017 Kompozit Sanayicileri Derneği | Tüm hakları saklıdır

Yeni Orta Vadeli Program Hakkında

Eylül 23, 2018
Gorsel-Template1-1200x675.jpg

Meclis başkanımız Sayın Timur ERK’in talebi doğrultusunda aşağıda yazıyı bilgilerinize sunarım.

YENİ ORTA VADELİ PROGRAM                                                                                                20.09.2018

Ülkemizde daha önce de çok sayıda Orta Vadeli Program açıklanmış, ancak bu Programlarda öngörülen hedefler çoğu kez revize edilmiş, buna rağmen çok azı gerçekleşmiştir. Dış ve iç ekonomik koşullar çok farklı olduğu için de sapmalar fazla tepkiye yol açmamıştır. Ancak bu kez Orta Vadeli Program’dan çok şey beklenmektedir. Çünkü ekonomik durum çok farklıdır.

Merkez Bankası, faiz hadlerini  6,25 puan arttırarak kurları ve enflasyon artışını dizginlemede ve finansal istikrarı sağlamada önemli  bir adım atmıştır. TL küçük bir ölçekte de olsa değer kazanmış, Borsa yükselmiştir. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı yönünde de olumlu bir algı yaratılmıştır.

Ama faiz artışının tek başına bir çözüm olmadığı bilinmektedir. Ekonominin asıl sorunlarının çözümü için yapısal önlemler gerekmekteydi. Ülkenin, 50 milyar dolar civarında gerçekleşmesi beklenen cari açığın finansmanı dışında bir yıl içinde ödeme vadesi gelen yaklaşık 180 milyar dolar borcu vardır. Bunun 81,3 milyar doları özel sektör finans kuruluşlarına, 64,8 milyar doları banka dışı şirketlere ve 32,9 milyar doları kamuya aittir. Bu borçların finansal itibarımız açısından ödenmesi gerekmektedir.

Ancak kırılgan bir ekonomiye sahip ülkemizin bu borçları  yeniden yapılandırması zordu ve çeşitli nedenlerle IMF’e başvurmayacağımız açıklanmıştı. Dış kaynak girişleri de geçen yıla nazaran azalmıştı.

Döviz borçlusu şirketlerin borçları hızlı değer kazanan dövizler dolayısıyla zaten artmıştı, ödeme güçlüğü içine girmişlerdi. Bankaların ise sorunlu kredileri yükselmişti ve ek sermayeye ihtiyaç duyuyorlardı. Dış kaynak imkanları daralmış, bol ve ucuz para dönemi sona ermişti. Bankaların artık eskisi gibi bol kredi  verme imkanı yoktu. Tam aksine artık ya yüksek faizle kredi veriyorlar veya hiç kredi vermiyorlardı. Şirketler bu yüzden günlük işlerini bile çevirecek kaynak bulamıyorlardı. Bir yandan da fiyatların sürekli artış göstermesi nedeniyle iç talep te gerileme başlamıştı.

İçeride bütçe açıkları da giderek artıyordu. Ekonomik büyüme hızının küçülme eğilimi ile vergi gelirlerinin azalması söz konusuydu ve zaten artan fiyatlarla sıkıntı içine giren vatandaşlara  yeni yükümlülükler getirilmesi zordu. İşten çıkarılma endişesi başlamıştı.

Kabul edelim ki, yukarıda  geçmiş zaman vurgusuyla saydığımız hususlar bugün de geçerliliğini korumaktadır. Bütün çevreler, bankalara ek sermayenin ne şekilde verileceğini, sorunlu kredilerin nasıl çözüleceğini, hangi alanlarda ciddi tasarruflara gidileceğini, artan kredi faizleri ile nasıl yatırım yapılacağını, doğrudan yabancı sermaye girişlerinin artması için neler yapılacağını, güven ve istikrarın nasıl sağlanacağını bu defaki OVP’den bekliyordu.

Ve yeni Orta Vadeli program açıklandı.

Program çok kapsamlıdır ve hemen hemen ekonominin bütün sektörlerini kapsamaktadır. Kısaca özetlersek, büyüme bu yıl,  3,8 gelecek yıl,  2,3 ve sonraki yıl  3,5 olacak, enflasyon bu yıl 20,8 daha sonra sırasıyla 15,9 ve 9,8 olarak gerçekleşecektir. Bankaların reel sektörü daha güçlü şekilde finanse edebilmesi için mali bünyeleri değerlendirilecek ve gerekirse yapıları güçlendirilecektir. Yatırım kararlarında cari açığı azaltıcı, teknoloji  içerenlere öncelik verilecektir. İhracatta yeni ürün ve yeni pazar arayışlarına gidilecektir. Dolaylı vergilerin oranları azaltılacaktır. 2019 yılında ihaleleri yapılmamış veya ihaleleri yapılmış tüm projeler askıya alınacaktır. Programda öngörülen hedeflerin sayısını arttırmak mümkündür. Zaten Program daha uzun süre detayları ile tartışılacağa benzemektedir.

Büyüme oranlarının makul düzeyde tutulması doğrudur. Aksi dış kaynak ihtiyacını arttıracaktır. Yapımına başlanmamış projelerin askıya alınması da doğrudur. Aynı şey yatırım teşviklerinde cari açığı azaltıcı ve teknoloji içerenlere öncelik verilmesi için de söylenebilir. Bu yolla kaynak israfı önlenebilir. Ekonominin tek elden ve hızlı bir şekilde yönetilmesi olumludur. Hedeflerin gerçekleşmesi herkesin arzusudur.